Ocak 2014

AKP ile Cemaat Arasındaki Çatlağın Nedenleri…

Ülke cemaat ile AKP arasındaki çatışma ile sallanıp duruyor. Artık ortada demokrasi, devlet yönetimi, hukuk, adalet diye bir şey kalmadı. Biri yazıyor diğeri bozuyor. Şu an rezaletleri savunma durumunda olduğu için sanki AKP daha sevimsiz görünüyor. İyi de, kardeş olduklarını her fırsatta haykıran bu iki gurup neden birbirlerini yok etmek için savaşa tutuştu? Gül gibi giden onbir yıllık birliktelik ne oldu da yerle bir oldu? Sadece denildiği gibi akçeli meseleler mi?

Bu soruların cevaplarını bulmak için biraz gerilere gitmek gerekiyor. Osmanlı hanedanı altı yüz yıllık iktidarının dört yüz yılında sömürgelerini de kendi topraklarım dediği topraklardaki halkları da kendi milliyeti olmadığı için milliyetçilik duygularından uzak yönetti.

İdeolojik Mevziler Dağılırken

Yazar: 
Koray CANSES
Yazının Yazıldığı Tarih: 
24.12.2013

İnsanın fikir hayatında mevzilendiği tarafların sağlam temellere dayanmasındaki espri; onun ilkesel değerlerden beslenip beslenmediği ile alakalıdır. Bu ilkesel değerler insan fikriyatını, gündemden ve güncel gelişmelerden ne kadar bağımsız kılarsa kolektif bilinç adını verdiğimiz o karanlık ve bilinmez dehliz daha çok demokrasiye yakınsayacaktır. 

Hayat görüşü olarak basitleştirdiğimiz "ideoloji"ler de günlük hayatın çatışmacı tarafından beslense de bu ideolojilerin kendisine içkin "disiplin" bu ilkesel değerlere karşılık gelir. Zira her ideoloji belli bir önkabulleri ve amentüleri içerir. Tabiidir ki her ideoloji taraftarı o mensup olduğu ideolojiye muntazam bir şekilde uymaz. Fakat günceli ve gündemi değerlendirirken bu "disiplin" çerçevesinde kendini konumlandırmak işte bu ilkesel çerçeve hasebiyledir.

Rumların Silahları

Hemen hemen Girne’ye her gittiğimde, Karaoğlanoğlu Şehitliğine uğrar, 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı'da şehit olan askerlerimizin kabirlerini ziyaret eder, "Mekanları Cennet, Ruhları şad olsun, Nurlar içinde yatsınlar" diyerek ruhlarına Fatiha okurum.

O günleri ve o günlerin gerisindeki soykırıma uğradığımız yılları yaşadığım için de şehitlerimizin biz Kıbrıslı Türkleri ikinci bir mezalimden, toptan bir yok oluştan kurtarmak için adaya ayak bastıklarını asla unutmam. Onlar gelmeseydi, 15 darbesinin arkasından ilan edilen "Kıbrıs Helen Cumhuriyeti"nin Cumhurbaşkanı koltuğuna seçimsiz, Yunanistan'daki Albaylar Cuntasından gelen talimatla oturan EOKA'cı katil Nikos Sampson'un adayı Yunanistan'a ilhak etmesine karşı çıktığımız ve kabul etmediğimiz için çıkan çatışmada öldürülmüş, Mağusa'mızın bir yerine gömülmüş ve toprağın altında yatıyor olacaktım.

Vatikan Ve Dinlerarası Diyalog Projesi

Yazar: 
Koray KAMACI
Yazının Yazıldığı Tarih: 
31.12.2013

Evet sevgili dostlar, yıllardır Ülkemizde birçok olayla ilgili İsrail’i ABD’yi hatta İngiltere’yi konuşuyoruz ama Vatikan’a gelince konuşanlar susuyor, yazarların ise kalemi yazmaz oluyor. Geçenlerde çok sevdiğim ve beraber sürekli fikir alışverişinde bulunduğum bir dostumla sohbet ederken konu Vatikan’a geldi ve saatler geçmez, sözler bitmez oldu. Vatikan yıllardır süre gelen derin yapıların en kadimidir.

Özellikle baktığımız zaman Vatikan’ın özel ‘’Kardinalleri’’ aracılığı ile Dünyanın pek çok yerinde gizli faaliyetler yaptığı bilinmektedir. Özellikle Ortadoğu’daki Kardinali hakkında çok çeşitli ve önemli bilgiler vardır. Bu Ortadoğu’daki malum Kardinal ile ilgili bilgileri şuanda buraya yazmayacağım lakin gerektiğinde yazmasını da biliriz.

Kıbrıs Müzakerelerinin 2014 Falı

2013 yılında yaşananların bilançosunu çıkarmak gerçekte çok önemli, neler olduğunu ve 2013 yılında yaşananların bizleri 2014'de nereye doğru götüreceğini anlayabilmek açısından.

Kıbrıs Rum tarafının, AB'nin müdahalesine rağmen ekonomik olarak halen daha batağa doğru gidiyor olmasının, birçok parametrenin de yavaş yavaş değişmesine yol açacağı kesin. Bu değişim hem Rumların yaşamına, hem de Kıbrıs Müzakerelerine etki edecek.

Ekonomik olarak bataktan kurtulmak için Rum tarafındaki mevcut KDV'ler 2014 yılında yüzde bir oranında artırılacak. Şu anda yüzde 18 olan KDV oranı yüzde 19'a çıkarken beraberinde yaklaşık yüzde 5 gibi bir artış getirecek. Yüzde 8 olan KDV oranının yüzde 9'a çıkmasıyla da neredeyse yüzde 13 gibi bir vergi artışı binecek mükelleflerin üstüne.

Rumların Egemenlik Israrı (2/2)

Referans İçerik: 
Rumların Egemenlik Israrı (1/2)

Rumların tüm itirazları, kıvırmaları ve masaya oturmak istememeleri müzakereler sonrasında oluşacak devletin "Üniter Rum devleti" olamayacağı korkusundan kaynaklanıyor.

Türklerin eşit haklara sahip olacağı ve Rumların egemenliklerinin bütün adayı kapsamayacağı bir anlaşmayı imzalayacak olan Rum liderin, asırlarca "Hain" olarak anılacağını ve kendisinin de, ailesinin de "vatan haini" olarak tarihe geçeceğini bilen Rum liderler, Kıbrıs konusunda 1974 öncesine dönüşün kapısını açmayacak ve adaya Rumların katıksız hakimiyetini getirmeyecek olan hiç bir anlaşmaya imza atmak niyetinde değiller. Zaten bu nedenden dolayı Kıbrıs konusu son 50 yıldır hala müzakere aşamasında.

Allah razı olsun, Anavatan Türkiye 20 Temmuz 1974 tarihinde Mutlu Barış Harekatını gerçekleştirdi de, tüm Kıbrıslı Türkler, bölük pörçük, güvensiz bir ortamda yaşamak yerine, adanın kuzeyinde toplanma şansını yakaladı ve kendi egemenliğinin/ hükümranlığının olduğu bir devlet kurdu.

Başbakan Erdoğan’ı Siyasi Olarak Bitirecek Olan; Halk Hareketidir!

17 Aralık “Yolsuzluk ve Rüşvet” operasyonu ile ülkemizde siyaset, hiç beklenmeyen yeni bir mecraya oturdu; yeni bir gündeme sahip oldu. Yıllardır birlikte iktidar olan Gülen cemaati ile AKP arasındaki kavga iyice kızıştı.

Başbakan Erdoğan hükümeti aleyhine hırsızlık ve yolsuzluk iddiaları ayyuka çıktı. Bu soruşturma ve iddiaların ucunun giderek Başbakan Erdoğan’a kadar uzanacağı; hem bizzat Başbakan tarafından görülmekte, dolayısı ile Başbakan, bunu önlemek için sıkı siyasi ve idari önlemler almaktadır; hem de kamuoyu, bu skandalın sonunda Başbakan Erdoğan’ı siyaseten bitireceğinin farkındadır.

Başbakan Erdoğan ve hükümetinin hakkındaki “Yolsuzluk ve Rüşvet” iddiaları daha şimdiden onun hükümetine büyük hasarlar verdi. Üç bakan oğlunun ve bir bakanın adı karıştığı yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasıyla olaya adı karışan bakanların da ayrılmasıyla Erdoğan hükümetinde 10 bakan değiştirildi.

Yolsuzluk Operasyonları ve Düşündürdükleri

Yazar: 
Halit DURUCAN
Yazının Yazıldığı Tarih: 
28.12.2013

EDEP YAHU DİYENLERE

İnsanlar, kendilerini yönetecek siyasileri seçerken milli ve manevi değerleri gözönünde bulundururlar. İnsanların özlemi ve beklentisi; huzur, barış ve sükunet içinde yaşamaktır. insanlar, kanunlara ve siyasilere güveni esas kabul ederler. Ancak bu güven sarsılmaya başladığında insanların kanunlara ve siyasilere olan güveni de yok olur. İnsanlar bu takdirde başka seçenekler üzerinde bir süre düşünür ve sandığa vardığında düşüncesini oy ile tesciller. Bu demokrasinin vazgeçilmez bir kuralıdır.

Pek çok ülkede, siyasilerin insanların değerleri üzerinden söylem geliştirip, iktidar koltuğuna oturduğunu biliyoruz. Ancak geçen süreç içerisinde dini ve milli duyguları istismar ederek işbaşına gelenlerin yolsuzluğa ve usulsüzlüğe bulaşmaları sebebiyle sandığa gömüldüğünü görüyoruz. Ülkemizde de bu konuya örnek teşkil edecek pek çok olay mevcuttur. Bu örneklerden bazılarını kısaca hatırlatmakta fayda vardır: 1975 yılında AP (Adalet Partisi) iktidardayken; Başbakan Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel, hayali ihracat yaparak büyük bir vurgun yapmış; yargı önünde hesap vermişti. Bir diğer örnek; 1995 yılında, AP’nin devamı olan DYP’nin (Doğru Yol Partisi) Genel Başkanı Tansu Çiller Başbakan olmuştu.

KKTC'den Bakınca Türkiye (1)

“Anavatanımız” diye adlandırdığımız, başımız sıkıştığında kapısını çalmaktan çekinmediğimiz, bazılarımızın da başı sıkışık olmadığı zamanlarda dil uzatmaktan çekinmediği Türkiye'mizi yeteri kadar tanıyor muyuz?

Sanırım hepimizde biraz bilgi eksikliği, biraz çarpıtılmış bilgi birikimi ve biraz da kasten kirletilmiş bilgilere inanış var. Bunların ne kadarının doğruları yansıttığını, ne kadarının da yapay olarak akılları bulandırmak için belli kişiler veya kuruluşlar tarafından üretildiğini anlamak için bazen zamana, bazen araştırmaya, bazen de hiç beklenmedik bir anda karşımıza çıkan tesadüfi ama resmi bilgilere gereksinimimiz oluyor.

KKTC'den Bakınca Türkiye (2)

Referans İçerik: 
KKTC'den Bakınca Türkiye (1)

Yazımın ilk bölümüne Türkiye'de yer altında var olan madenlerin varlığı ile girmiş ve sadece "Uranyum"un miktarını belirtmiştim.

Şimdi, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (MTA) yayınlamış olduğu resmi listeye devam edelim. Listenin içeriğini biraz inceleyince benim dudaklarım uçuklamıştı. Eminim sizin de hayal gücünüzdeki Türkiye resminin içinde değişiklikler yapacak ve beyninizdeki resmi daha da anlaşılabilir hale getirecek.

MTA'nın 2012 yılı için açıkladığı listenin başına bir evvelki yazımda bahsettiğim Uranyum'u da tekrardan ilave ederek bilginize sunuyorum;

9 bin 129 ton Uranyum,