Kültür/Sanat
Ülkemizde bilimde, kültürde, sanayide etkin olamayanlar, tabir yerinde ise kendilerinin yarsını köreltip diğer yarılarına yaşamdan daha çok keyif hakkı tanımaktadırlar. Bu iş için de dinimizi kullanıp, kadınlarımızı ikinci sınıf yerine koymaktadırlar.
Eskiden bir Turist Ömer vardı…
Kasketi biraz yana kaykılmış silueti ile bizden birisi olan ve hayatın tüm acı cilvelerini yaşamış, kaderin tekmesini yemiş ve feleğin çemberinin içinden geçmiş olmasına rağmen eğilmemiş, bükülmemiş ve kişiliğinden bir arpa boyu ödün vermemiş sıradan bir halk insanı örneği…
Ünlü bir düşünür Batı kültürü içinde üniversitelerin, “bilim kiliseleri” biçiminde işlev görmeye başladığını söylüyor...
Üniversite… Bilim kilisesi, ya da bilimin kilisesi.
İlk bakışta anlaşılması biraz güç bir saptama. Bilim, inancın dışında ve sınırsız sorgulamaya yer veren aydınlanma düşüncesinin ürünüdür.
İt ürür… Kervan yürür!
Böyle demiş kültürümüzü kuş bakışı seyreyleyen “koca-adamlarımız”…
Halk beğenmiş bu sözü, zaman içinde tekrarlamış… Tekrar tekrar söylenince de bize kadar ulaşıp, okumakta olduğunuz bu yazıya kadar bulaşmış bu özlü sözün içeriği…
İndra Gandi’nin önemli birçok özlü sözü var. Bu büyük insan yaşamı içine en büyük bir mücadelenin öyküsünü ve hem de derin bir kültürün özünü ve esasın sığdırmış büyük bir insan. Ama O’nun bu özlü sözlerin içinde bir tanesi var ki, bir insan topluluğunun kaderini silkeleyebilir:
- Kontrol altına alınmış bir “gerginlik” dünyayı değiştirebilir…
Bu sözün büyüklüğünü ve kapsadığı yaşam alanını daha sonra vakit bulduğunuzda tekrar ve yeniden düşünün lütfen.
Fakülte yıllarımın yeni Türk edebiyatı derslerinde kafama en çok takılan soruların başında geliyordu bu soru. Üzerinde o kadar çok düşünmeme rağmen kesin bir düşünce oluşmamıştı kafamda o zamanlar. Derste bu konuyu tartıştığım hocam daha çok romanın toplumu dönüştürdüğünü savunurdu. Ona göre Halit Ziya Uşaklıgil’in o ünlü yapıtı “Aşk-ı Memnu” düşünce, karakterler ve olaylar bakımından dönemine göre toplumun daha önündeydi ve gidişine yön vermişti.
Demokrasi en iyi rejim. Demokrasi, halkın yönetime katılmasına olanak sağlayan en adil sistem. Demokrasi, düşüncelerin birbirine eklenerek en iyinin, en doğrunun ve toplum için en yararlı olanın ortaya çıkartılabileceği uygun bir yöntem… Tamam! Her biri doğru bu sözlerin, ancak!...
Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar isimli romanı içinde yer alan alay/ ironi ve gülmece, roman kahramanlarının yaşamına kök salmış olan karakteristik bir “duruş”un göstergesi ve (adeta), soyut nitelikli yoğun kavramlardan yola çıkan, baştan ayağa somut bir “ruh hali”nin ta kendisidir...
Yazının Yazıldığı Tarih:
25 Kasım
Öyle olduğu söyleniyor ki, ülkemizde eline gitar alan her genç, Yaşar Kurt’la başlarmış müzik yapmaya; ona özenir, ondan etkilenirmiş. Sebebi nedir, bilmiyorum. Buna mukabil, “muhalif rocker” dendiğinde, akla ilk gelenlerden birinin Kurt olduğunu biliyorum. Hem herkesin sevdiği, beğendiği bir sanatçı olup hem de muhalif olabilmenin nasıl mümkün olduğunu ise, hiç anlamıyorum.
Günümüzde teorinin pratikten daha çok önem arz ettiği üzerine ciddi düşüncelerim var. Buna en büyük örnek, herhangi bir yazıma bu yazını anlamadık; hem insanların bilmediği birçok kavram kullanmışsın demeleridir. Öyleyse 19.yy’ın sonunda halkına ansiklopedik bilgi vermeye çalışan Osmanlı aydını gibi olmamız gerekir.