Kandırmacanın Yani Adı : TÜRBAN

Yazıcı-dostu sürümSend by emailPDF
Yazar: 
Burak SIRATAŞ

Hep birlikte geçirmekte olduğumuz bu zor günlerde üniversiteler üzerinden oynanmaya çalışılan oyun artık kabuğumuzdan çıkmamız gerektiğini gösterdi.

Biz bu ülkenin yarınlarının emanet edildiği gençler olarak yıllardır süregelen ve bize öğretilen pasifize edilmiş varlığımızdan sıyrılarak üniversiteler üzerinden oynanmaya çalışılan oyuna son vermeliyiz artık.

Ülkemizde ekonomi ve ekonominin getirdiği sorunlar varken, ülkemizin kanayan yarası haline gelen Kürt sorunu bir türlü çözüme ulaştırılamazken en büyük sorunumuz üniversitelere türbanın sokulup sokulamayacağı oldu. Hem de bütün bunların dünya ve özellikle Amerika bir ekonomik kriz dalgasıyla uğraşırken, Türkiye‘ nin bu krizden nasıl etkilendiğinin ve etkileneceğinin tartışmalarının yapılmasının beklenildiği bir sırada olması çok şaşırtıcıdır. Ülke gündemi türbanla meşgul edilirken ülkenin geleceği açısından tehlike yaratacak Vakıflar Kanununun TBMM’ de sessiz sedasız geçirilmeye çalışılması ise daha dikkat çekicidir sanırım. Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ilkokul 1, 2, 3, 4 ve 5. sınıfların birleşmiş sınıflarda okutulması varken ve küçük kardeşlerimizim eğitimlerini hak ettikleri şekilde alamamaları söz konusu iken bizim en büyük sorunumuz üniversitelerde türban oldu.

Anayasa’nın 6. maddesi; “ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti egemenliğini, Anayasa’nın koyduğu esaslara göre; yetkili organları eliyle kullanır” ifadesini açıkça belirtir. Bu yetkili organlar ise yasama, yürütme ve yargı’dır.

Hükümet bu yetkilerin tümünün kendilerinde ve mecliste olduğunu söyleyerek çoğunluk cuntasını ortaya çıkarmıştır. Böyle bir ortamda demokrasinin adından bile söz edilemeyeceği bir gerçektir.

Şimdi size bir araştırmadan söz etmek istiyorum. Prof. Dr. Binnaz Toprak ve Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu tarafından TESEV için yapılmış bu araştırma “iş yaşamı, üst yönetim ve siyasette kadın başlığını taşımaktadır. Bu araştırmaya göre özellikle şimdi dikkatinizi çekmek istiyorum:Ülkemizde liseden sonra okuma olanağı bulamayan kızlarımızın;
· % 29’u sınavı kazanamadıklarından okula gidemiyor.Bunu;
· %14,6 ile evlilik
· %14 ile çalışmak zorunda kalmak
· %9,5 ile ailesinin izin vermemesi
· %9,8 ile okumayı sevmemek
· %6,3 ile maddi olanakların yetersizliği izlerken

Türban yasağı nedeniyle okumaya devam edemeyenlerin oranı sadece %1’dir.

Peki bütün bunlara rağmen üniversitelerde en büyük sorun türban mıdır?

Devlet üniversitelerindeki harçlar nedeniyle okuyamayan ya da harçlarını ödeyemedikleri için eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalan öğrencilerin haklarını güvence altına almak, özel üniversiteler ile devlet üniversiteleri arasındaki eğitim eşitsizliğinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle devlet üniversitelerindeki öğrencilerin haklarını güvence altına almak varken; türbanı nedeniyle yüksek öğrenim hakkından “mahrum bırakıldığına inanılan” %1’lik kısmın haklarını güvence altına almak daha mı akılcı olmuştur? Amaç hak ve hürriyetler midir yoksa siyaset midir? Bu nedenle türbana duyulan vicdanı duygulardan bahsetmeye gerek bile duymadığımı belirtmek ve özellikle altını çizmek istediğimi bilmenizi isterim.

Türban üniversitelerin altına döşenmiş olan bir dinamittir. Üniversitelerde kutuplaşma yaratacak ve gençlik kavgalarına yol açacak bir nifaktır.Hiçbir türban sorunu yaşanmazken şimdi türbanlı ve başı açık öğrenciler daha önce birbirlerine dikkat etmedikleri halde şimdi birbirlerinin dikkatini çekecek ve sorunlar çıkaracaktır.

Şunu söylemenin gerekliliğine çok inanıyorum; “Türban üniversitelere sokulmaya çalışılan siyasi bir simgedir.” Bu yolla din ve türban siyasete alet edilmektedir.

Bu vatanın ve ulusun küllerinden doğmasına önderlik eden Atamızın bize bıraktığı laiklik kavramı ülkemizin değiştirilemez ve değiştirilmesinde sakıncalar bulunan bir dinamiğidir.

Bize küçüklüğümüzden beri öğretilen Laiklik tanımını hatırlamakta ve hatırlatmakta yarar görüyorum.”Laiklik; en basit tanımıyla din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.”Peki türbanı üniversitelere sokmaya çalışan ve üniversitelerde türbanı takmakta direnenler ne diyor? – Din gereği takılmalıdır. Bu amaçla din gereği takılana özgürlük adı altında kanun çıkarılıyor. Peki bu yolla din ve devlet işleri iç içe sokulmuyor mu? Din gereği takılanı devletin yasama organında kanun yapanlar devletin kamusal alan içinde yer verdiği üniversitelerin koridorlarında, dersliklerinde ve kampüslerinde türbana yer verilemeyeceğini hala anlayamadılar mı? Ülkemizin ve hukukumuzun temel dinamiklerinden olan Anayasa kanunlarını çiğnediklerini fark edemediler mi?

Ya da ülkemizde devrim yahut darbe olmadan hiçbir anayasanın bu kadar kolay değiştirilmediğini derin bilgilerinin arasından çıkartıp göremediler mi?

Ülkemizde olan bu sorunlara ve softaların getirmeye çalıştığı şeriat rejimine ve yobazlığa sessiz kalmamak için bu yazıyı yazmayı ve siz değerli arkadaşlarımla paylaşmayı görev bildim.

Evlerimizde ve dost ,arkadaş toplantılarında konuşulan ülke sorunlar dört duvar arasında sessiz çığlık olmaktan öteye geçmelidir artık.Bu nedenle herkesi aktif olmaya ve toplumsal duyarlılığı omuzlarına yüklemeye davet ediyorum.Benim gibi düşünenler sessiz kalmayın.Türbanın üniversiteye siyasal emeller için sokulmasına izin vermeyin.Gün bu gündür ve artık tek yürek olmanın vaktidir.

Yorumlar

Burak bey merhaba, yine

Burak bey merhaba,
yine patlayan türban konusundan sonra internette araştırma yaparken yazınıza rastladım. Gerçekten çok doğru yazmışsınız. Düşüncelerimi ifade etmişsiniz resmen. Fakat uzun zamandır yazı yazmadığınızı fark ettim. Umarım yazmaya devam edersiniz.

Merhaba Melodi hanım; Yazıma

Merhaba Melodi hanım;

Yazıma ve düşüncelerime göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim.Bende birgün tekrar yazabilmeyi diliyorum. Hoşçakalın...

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
Doğrulama
Dikkat: Sitemize üye olan takipçiler "Doğrulama" uygulamasından muaftır.