Kapatılmanın Eşiğinde Yapılacaklar
Nisan 5, 2008 Gönderen: Burak SIRATAŞ
Gündemi yakalamaya çalışmak bile bu ülkede insanı yorar oldu. Türban, laiklik, Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı derken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP hakkında Anayasa Mahkemesi’nde açtığı kapatma davası gündeme bomba gibi düştü.
Konu parti kapatma olunca “demokrasi ve hukuk” kavramlarının yine didik didik edilmesi kaçınılmaz oldu. Partisi kapatma tehlikesi ile karşı karşıya gelenler konuşmaya başladı.
Demokraside parti kapatmak demokrasinin içeriğine ve tanımına uymazmış.
Seçimden %47 oy alarak çıkmış ve ülkeyi yöneten bir partinin kapatılmaya çalışılması da ne oluyormuş, bu ne biçim demokrasi ne biçim hukuk anlayışıymış?
Ey sizi aymazlar; demokrasilerde hatalar yapar. %47’nin oyunu almanız sizin bundan sonra yapacaklarınızın doğru olduğunu ve size bu lüksü yaşatanların size destek vermeye devam edecekleri anlamına gelmez. Yapacaklarınızı bir kenara bırakacak olursak umarım yaptıklarınızın sizi ve bu ülkeyi nereye götürdüğüne de gözlerinizi kapatmayacaksınızdır. Oldu ki kapattınız siz de kapanırsınız değil mi? Demek ki harekete geçme zamanınız gelmiş.
Vurun hukuka vurun size kapatma davası açan hukukçuya. Ya da koşun Meclise tek başınıza parti kapatmayı imkansız hale getiren hukuksal değişiklikler yapın. Yok yok bu kadar sade olamaz. Bir önceki dönemde TBMM Başkanlığı bile yapmış şu an sadece Milletvekili olan Bülent ARINÇ da çıkıp Başsavcıyı birilerine hedef gösterir gibi “Ölüm en büyük gerçek. Bunu Başsavcı da görmeli” demeli. Bu arada sakın DTP’ye kapatma davası açıldığındaki gibi “Türkiye bir hukuk devletidir. Anayasa Mahkemesi’nin en doğru kararı vereceğine inanıyoruz, herkes hukuka güvensin, müsterih olsun” şeklinde içeriğine inanmadığınız beyanatlarda bulunmayın. Bu sefer kapatma davası bize açıldı diyerek bütün partiyi ve basındaki kalemşörleriniz ile TV’lerdeki söz birliği etmişçesine aynı şeyleri söyleyen kuklalarınızı uyarmayı unutmayın. Hakaretler edin. Rejimi korumakla görevli olan Başsavcı da yargılanmalı demelisiniz. Rejimi korumakta ne oluyor ki? Biz onu değiştirmeye çalışırken bak yine o aynı kelime karşımızı çıktı demeyin. Hatırlayın az yıpratmadınız ki zaten rejimi. Yalnız böyle talihsiz bir şeyi sakın sesli dile getirmeyin kapanırsınız maazallah. Yok yok yine yetmez karşı saldırıya geçin sırf size karşı olduğunu için 80 yaşlarında oldukça aydın ve bu ülkenin daha önce çokça cefasını çekmiş İlhan SELÇUK’u sabahı bile beklemeden üstelik yanında sürekli beraber gezdiği devletçe tahsis edilmiş korumaları varken gözaltına alın olur mu? İftiralarla süsleyin yaptıklarınızı ama dikkat edin aciz olduğunuzu kimse anlamasın.
Ey milli görüş kimliğini üzerinden atamamış, Anayasa’nın sürekli önüne gelmesinden rahatsız, laiklikten tiksinen, vatandaşı anasıyla kovan çaresizler çaresizi olduğunu bugün yaptıkları itibarıyla kanıtlayan adam. Yahu her şeyi anlattın da demokrasiyi mi anlatamadın o kurmaylarına. Ya da sen de mi bilmiyorsun (?) anlamadım ki. Demokrasinin seni başa getirdiğini ama yine o demokrasinin kendisini korumak zorunda olduğunu ve bunu beğenmediğin hukuk yasaları ve hukukçularıyla ile yapacağını öğrenmedin mi yoksa öğrenmene rağmen öğretmedin mi? Ama senin daha önemli işlerin vardı. Bunlarla uğraşırken devletin en önemli mevkii ve kadrolarına senden olanları nasıl yerleştirebilir veya seçtirebilirdin ki. En alttan en üste kadar sen varsın artık değil mi? Ama bu böyle devam etmiyor işte gördün mü? Neyse uzatmayalım. Bir gün tarih demokrasi az daha bir faşizm daha doğuruyordu yazacak. Ama o kadar ömrüm olacağını sanmıyorum.
Bu ülkeyi bugünlere getiren insanlar; ne demokrasiden anlamadan ondan nasiplenmeye çalışın ne de hukuka ve hukukçulara saldırın. Oturun ve yaptıklarınız karşısında kendinizi savunma hakkıyla kaderinize razı olmasını bilin. Çünkü size hak etmediğiniz bir şey değil hak ettiğiniz verilecektir. Kendinizi savunurken ülkeyi, insanı ve ilkeleri yıpratmaktan vazgeçin.
Bu arada son bir söz söylemeliyim. Bu ekonominin pabucu dama atıla atıla damdan hiç ineceğe benzemiyor. Umarım o pabuç damdan kafamıza inmez.
- Burak SIRATAŞ içeriği
- 1596 okunma

- Rastgele Bir Makaleye Git













Yorumlar
Yeni yorum gönder