İçeriklere Git

Tabelası Düşmeyen; Ama Lideri Düşen Parti

Ekim 1, 2008 Gönderen: Bilgin TÜRK

Yazıcı-dostu sürümSayfayı gönder..

   Siyasetle ilgilenen hemen herkes; hele ki Atatürkçü düşüncede olan herkes, bugünkü AKP hükümetinden büyük kaygı duyuyor. AB ve ABD’yle olan ilişkileri kaygı ve dikkatle izliyor. Yine içteki yobaz tayfaya karşı AKP hükümetinin yumuşak tavrından büyük rahatsızlık duyuyor. Yine 90’ların sonunda artık yok denecek bir seviyeye gelen terörün Başbakan Erdoğan’ın Tunceli de ‘Kürt sorunu vardır’ demesiyle tekrardan zirve yapması, AKP’yi desteklemeyen kesimde kaygıları büyütüyor. Ve siyasetle ilgilenen hemen herkese aynı soruyu sordurtuyor. Tabii bana da sıkça sorulan sorulardan birisi; hatta bugün bu yazıyı yazarken Yiğit adında sevdiğim bir arkadaşım bu soruları yine bana yöneltti;

 

   1) Bir sonraki seçimlerde bu AKP iktidar olur mu?

   2) Ve olursa bu adama kim ne zaman dur der?

   Aslında çok önemli 2 soru ve bugün hemen hemen bütün siyasetçilerin, yazarların, seçmenlerin ve siyasetle ilgilenen herkesin sorduğu ve cevabını aradığı iki soru. Ama cevabı da bir o kadar eskiye dayanan sorular bunlar; çünkü siyaset ve politika dediğimiz şey birbirine zıt güçlerin savaşıdır. Bir ülkenin yönetimini, hükümetini belirleyen, bu güçler savaşının galibidir. Mesela Fransa’da Jakobenlerle Müslümanlar, İngiltere’de Hür Masonlarla Lordlar veya aristokratlar, Türkiye’de ise, yani bizde, tarikatlarla zenginler savaşır. Seçimlerde seçilecek ve kurulacak hükümette olan siyasetçileri de bu güçlerin hangisi kazanırsa onun seçtikleri belirler.

   Türkiye’de son 15–20 yıldır tarikatlar dini duyguları kullanma dışında paranın da gücünü fark ettiler ve özellikle, 80 darbesi dediğimiz; 12 Eylül 1980’deki darbeden sonra bu tarikatlar dini duyguları kullanma dışında paraya da öncelik verdiler. Neredeyse her tarikat, ya bir cami yaptırdı ya da bir camiyi sahiplendi. Daha sonra cami cemaatlerinden toplanan, sözüm ona, yardım paralarıyla tarikatlarını güçlendirdiler. Ve kendilerine yeni bir koz olarak parayı da öne sürdüler.

   80’de; MHP’li gençlerle solcu gençler birbirini kırdığı dönemde bu tarikatlara ait gençler kendilerini gizlediler ve daha da palazlanıp güçlendiler. O dönemde özellikle Erbakan’ın koruduğu bu gençler şimdi bildiğiniz gibi Türkiye’yi yöneten kadroları oluşturuyor. Bu kadrolardaki her biri, o zaman güçlenen tarikatların temsilcileri durumundalardı.

   Mayıs ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki gibi; şimdi ilerideki başbakanın kim olacağını da bu tarikatlar belirliyor. Tabii bu tarikatlar da kendi aralarında güllük gülistanlık değiller. Onlar da kendi aralarında savaş halindeler. Tabi o savaşın da şu anki galibi zaten tarikatlar arasında parasal olarak en güçlü olanı ve yönetici kadroyu da bu tarikat belirliyor gibi.

   İşte AKP’nin başta kalıp kalamayacağını ve Erdoğan’ın daha ne kadar başbakan olacağının cevabı burada yatıyor. Bu soruların cevaplarını öğrenebilmek için bu dengeleri izlemek ve onların izlediği görüşe göre sorunun cevabına varmak gerekir.

   Bugün özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bu dengeler, artık Erdoğan’ın istenmediği, AKP’nin başına yeni bir isim geçmesi gerektiğini düşündüklerini görülüyor. Hatta çok saygı duyduğum, yazılarını büyük bir zevkle okuduğum Hürriyet Gazetesi yazarlarından Yalçın Bayer 14 Mayıs 2008’de İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in ülkemize ani ziyareti ve geliş üzerine yazdığı yazıda bu konuya da değinmişti.

   Bildiğiniz gibi, Mayıs ayında ülkemizi ziyaret eden İngiltere Kraliçesi Elizabeth, İngiltere’den yıl içerisinde sadece 2 kez ayrılabilir. Birini bize yapması ve geliş nedenin açıklanmaması o dönem kafalarda birçok soruya neden olmuştu. Sevgili Yalçın Bayer de 14 Mayıs 2008 tarihli ‘Kraliçe Elizabeth bizi niye öpüyor’ başlıklı yazısında aynı zamanda benim de o tarihlerde dergimizin 4. sayısında Avrasya Doğalgaz Savaşların ve Türkiye başlıklı yazımda Kraliçe Elizabeth’in o dönem ülkemizi iki sebeple ziyaret ettiğini;

   1- Sıkışan ve bugün Rusya Gürcistan savaşıyla göz önüne çıkan Hazar bölgesi savaşlarında Türkiye’nin hangi eksende yer alacağını,

   2- Bu kısmı Yalçın Bayer’in 14 Mayıs 2008 tarihli yazısından hiçbir şekilde yazıya dokunmadan alıyorum;

   Türkiye'deki iç politikayı elle yoklamak. Erdoğan'dan sonra Ali Babacan mı? Başkası mı başbakan olacak? Ama Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'toprağım' muamelesi yaptığı Beşir Atalay'ı başbakan yapabilir. Mir Dengir Fırat'a karşı Beşir Atalay bölgesel güneydoğu temsilciliği üstünlüğünü kazanabilir.

   Bunlar konuşulacak; ama Kraliçe ile değil 'gölgedeki' isimler ile...

   Bir parça anlatabildim mi?

   Kraliçe bizi niye öpüyor diye?’(1)

   Sevgili Yalçın Bayer’in de o zaman çok güzel şekilde değindiği AKP içinde sorulan bu iki soru, Erdoğan yerine Ali Babacan’ın mı; Mir Dengir Fırat yerine Beşir Atalay’ın mı getirileceği. Yazımızın başında da değindiğimiz gibi bugün siyasetçiler seçim gücünü artık tarikatlardan alıyor. Bugün bunun en güçlü kanıtı da AKP olarak karşımıza çıkıyor.

   AKP’de Nakşibendîci bilinen Erdoğan’a karşı Fethullah Gülenci Ali Babacan. Yine aynı görüşe yakın Beşir Atalay’ın da aşiret ağası olarak bilinen Mir Dengir Fırat’a karşı seçileceği ufak ufak dile getiriliyor. Tabii ki her şeye karşın, bunlar ortalıkta dolaşan veya bizim kulağımıza gelen ve gazetelerde; kıyıda, köşede okuduğumuz iddialar. Ama yine de göz ardı edilemeyecek iddialar; hele ki son zamanlarda Erdoğan’ın daha da sertleşen duruşu, Erdoğan’ın kurmay kadrosu hakkında her gün yeni bir yolsuzluk iddialarının ortaya çıkması; 1 milyon dolarlık yolsuzluk yaptığı iddiası ile Şaban Dişli’nin istifasıyla sonuçlanan süreç…

   Almanya’da görüşülen Deniz Feneri davasında özellikle Doğan medya grubu tarafından Erdoğan’a yüklenilmesi ve Almanya’daki savcıların asıl suçluların Türkiye’de demesinin ardından o kişiler arasına Erdoğan’ın konulması;

   Aydın Doğan’la, Erdoğan’ın karşılıklı düellolaşmaya varan söz tartışmaları ve biri yandaşlarını zengin etmeye çalıştığını, diğeri devlete rüşvet vermeye ve devletin bazı organları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştığı iddiaları; Doğan’ın Deniz Feneri davası hakkında Erdoğan’a yüklenmesi, Erdoğan’ın Hilton konusunda Doğan’a karşılık vermesi;

    Yine son günlerde Kemal Kılıçdaroğlu’yla Mir Dengir Fırat’ın karşılıklı iddialar ve ithamlara varan tartışmaları. Bu tartışmada Erdoğan’ın bile çıkıp Mir Dengir Fırat’ı korumaması, Mir Dengir Fırat’ın keza neredeyse sokakta bile ağza alınmayacak sözler etmesi; AKP’de Erdoğan açısından işlerin çok karışık olduğunu ortaya koymaya yetiyor. Meclis’te bütün basın mensupları karşısında Kılıçdaroğlu’yla Fırat’ın resmen bir düello yapması ve Fırat’ın ne kadar yuvarlak laflarla Kılıçdaroğlu’nun iddialarını cevaplasa da hem Fırat hem de AKP, Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP karşısında düelloya çevirdiği tartışmayı kaybetti.

   Burada bir ilginç nokta da Mir Dengir Fırat’ın tartışma sırasında Kemal Kılıçdaroğlu’na dönerek ‘bu belgeleri sana kimin ulaştırdığını biliyorum’ şeklinde sözü de çok dikkat çekiciydi. Belki birçok kişi ilk başta bu sözle Deniz Baykal’ı kast ettiğini düşünse de Mir Dengir Fırat’ın dikkatle dinlersek daha başka bir şeyi kast ediği belli oluyor. Sanki onu gözden çıkaran kişilerin bu belgeleri Kemal Kılıçdaroğlu’na ulaştırmış imasında o sözü ediyor ve bence hepimizin yazımızın temel iki sorusuna cevap ararken göz ardı etmemesi gereken bir söz bu.

   Bülent Arınç’ın AKP Turgutlu ilçe kongresinde bir çiftçinin “Çiftçi mağdur, haline bakın, piyasanın haline bakın. Bir Ak Partili olarak teessüf ediyorum” demesi üzerine Bülent Arınç ‘kalk ayağa’ diyerek çiftçiyi azarladıktan sonra- çiftçiye CHP yandaşı olduğunu, gidip o parti için çalışmasını söyleyerek sözlerine devam etti. Ardından salondan çıkarılan çiftçiden Turgutlu Belediye Başkanı AKP'li Serhat Orhan, Manisa İl Genel Meclisi Üyesi AKP'li Cemal Ölmez, AKP'li Mustafa Muharrem Aksoy Arınç adına özür dilemeleri artık AKP kurmaylarının kendi eleştirmeye kalkan partililerini bile tahammül edemediğini gösteriyor.

   Tabii ki parti genel başkanları ve Başbakanları Erdoğan’ın nasıl beğendikleri gibi yazı yazmadıkları için gazetecilere kızıp azarlıyorsa, nasıl halka bile demediği lafı bırakmıyorsa; kurmayları da 6 yıldır bunu alışkanlık haline getirdi. Keza Bülent Arınç Meclis Başkanlığı sırasında 11 Temmuz 2007’de Manisa da 70 yaşında yaşlı bir çiftçiği daha azarlamıştı. Azarlamak insanlara hakaret etmeği artık sıradan hale getiren AKP ‘gerilim siyasetinin yanında değiliz’ demesine karşın gerilim en çok yaratan parti oluyor.

   Özellikle çiftçiyle her zaman arası açık olan AKP; 31 Temmuz 2006’da Ordu’da miting yapan fındıkçılara karşı o zaman sert tutumuyla tepki çekmişti. Yine 11 Şubat 2006 yılında Erdoğan’ın neredeyse meşhur hale gelen sözü ‘ananı da al git’ diye Mersinli çiftçiği azarlamıştı. Çiftçinin hiçbir şekilde ses çıkarmamasını isteyen ve ses çıkardığında rahatsızlık duyan AKP; ya çiftçileri azarlıyor ya da çok sert müdahalede bulunuyor. Son olarak 3 Eylül 2008’de Sakarya‘da fındık alımına başlayan TMO’nun fındık taban fiyatını duyan fındıkçılar, öfkelenerek Sakarya Kocaali ilçesindeki AKP ilçe binasına saldırdı. Öfkelerini binanın camlarını kırarak çıkaran çiftçiler, tepkilerini dile getirdi. Çiftçilerden birisi çatıya çıkarak AKP tabelasını indirmek istedi; ama polis müdahale ederek, çiftçiyi aşağı indirdi; ama artık çiftçilerden, işçilere kadar herkes AKP’yi, özellikle Erdoğan’ı istemiyor. Bu isteklerini daha yüksek sesle dile getiriyorlar; ancak yazının başında da bahsettiğim gibi, arkasında tarikatlarla, AB ve ABD olan AKP; önümüzdeki seçimlerde yine başa gelebilir; ama sevgili Yalçın Bayer’in de değindiği gibi AKP’de yeni Başbakan ve yeni liderler olabilir. Lideri değişebilir, değişiyor gibi. AKP tabelası değil; ama lideri düşen bir parti profili çizmeye devam ediyor.

   ‘AKP bir sonraki seçimi alır mı?’ sorusuna en azından yerel seçimlere kadar ibrenin AKP’den yana olduğu, yine ‘Erdoğan daha ne kadar başbakan olur?’ sorusuna da yerel seçimlere kadar yani 2009 kadar AKP’nin başında olacağı cevabı kesinlikle verilebilinir.

 

bilgin.turk@politikadergisi.com

 

 

 

Bu yazı; Politika Dergisi, Sayı 8’de yer almıştır. Tüm fazladan özellikleri ile orijinal sayıyı indirmenizi öneririz. Sayı 8’i indirmek için buraya tıklayınız. 

 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
Doğrulama
Sitemizin Güvenliği için Lütfen Aşağıdaki İki Kelimeyi Aralarında Bir Boşluk Bırakarak Yazın (Reklam Mesajlarını ve/veya Sahte Kullanıcıları Engellemek içindir). Sitemize üye olan takipçiler Captcha uygulamasından muaftır.

Kullanıcı Girişi

Tüm politika kitabı fırsatları için tıklayın !

Facebook Sayfamız

Anket

Türkiye'nin Mevcut Dış Politika Anlayışını Beğeniyor musunuz?:

Bilgin TÜRK Makaleleri

Önemli Uyarı

   Politika Dergisi İnternet Sitesi en iyi aşağıdaki tarayıcılarda çalışır. Belirtilen link üzerine gelip lütfen tarayıcılardan birisini indiriniz ve bu tarayıcı ile sitemizi ziyaret ediniz:

Yazını Yaz, Yazar Ol!

Dergimizde sizin de yazılarınız yayınlanacak.

Detaylar için Tıklayın.

Okur Temsilcisi

Okur Temsilcimize Ulaşmak için

Tıklayın.

En Son İçerikler

Politik Kütüphane için kaynak önerilerinizi bağlantı adresi ile birlikte Kutuphane@PolitikaDergisi.com adresine e-posta göndererek belirtebilirsiniz.

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes