İçeriklere Git

Çünkü Siz Hep “Basılan” “Düriye” siniz!

Ağustos 26, 2010 Gönderen: maviizmir

Yazıcı-dostu sürümSayfayı gönder..
Yazar: 
HAYRİ GÜNEL
Yazının Yazıldığı Tarih: 
26/08/2010

 

On iki yaşıma girmek üzereydim.
Az bir şey kalmıştı ilkokul diplomamı almaya.
Koca, uzun bir yaz bekliyordu beni, heyecanlıydım.
Güneşin fütursuzca refakat ettiği bir mayıs günü,
sabahtan akşama kadar eğitim gördüğümüz okuldan,
öğle tatili için yemek yemeye eve geldiğimde,
annemi, anneanneme, elindeki gazeteden bir şeyler okurken bulmuştum sokak kapısının hemen yanındaki tahta divanda.
Ben yatardım geceleri o divanda, babam yapmıştı.
İçi saman dolu yastığımı inanılmaz severdim.

Migrenli saatlerimde, alnımın, kaşımın üzerine denk gelen ve bütün ağrının yoğunlaştığı kısmını dayarken hissettiğim o inanılmaz rahatlama duygusuydu beni o yastığa bağlayan.
O yastığı sırtına alıp dayanmış öylece oturan anneannem,
annem gazeteyi okudukça gözlerinden süzülen yaşlara sessizliğini katık etmişti sanki bugün bile unutmam mümkün değil.
Takvim yapraklarının 6 Mayıs 1972’yi gösterdiği o gün,
annemin elindeki Hürriyet gazetesinin ön yüzünde en tepeye konulmuş “Yıldırım Baskı” yazısını
ve hemen altında yer alan üç adamın resmini
ve de resimleri takip eden “İdam Edildiler” manşetini kavramam tam yedi yılımı alacaktı.
Yıllar sonra, yine çok sıcak bir mayıs günü,
önceki günlerin yorgunluğuna karşın ve donuma kadar ter içinde kalmış bir şekilde,
İzmir’in o yoksul, kırık dökük işçi semtindeki asfaltsız yolun üzerinde olduğunu bildiğim son iki kahveye daha hızlı adımlarla yürürken,
gruptaki bir arkadaşın,
“işçi sınıfı ve emekçi halkımızın partisi…”, “Erdal Eren’i katletmek isteyen faşist diktatörlük…”, “TDKP hesap soracak…” diyen gür sesli ajitasyonuyla
anneannemin o sessiz gözyaşları
ve sekiz yıl önceki “İdam Edildiler” manşeti kol kola girerek
peşim sıra benimle geliyorlardı.
Girdiğimiz kahvelerin her noktasını “Bir İmza verin” lerle doldurmanın yürek çarpıntısını
ve o çarpıntının içerisindeki umut zerreciklerini
şimdiye kadar hiçbir “dünya”,
hiçbir kitap,
hiçbir yasa,
hiçbir şarkı,
hiçbir “anayasa değişiklik paketi”,
hiçbir şerefsiz,
hiçbir Recep Tayyip
tasavvur bile etmemiştir, bunu biliyorum.
Bütün bunları neden yazdığıma gelince…
Erdal Eren deyip salya sümük ağladılar diye değil,
Necdet Adalı deyip hıçkırıklarının volümünü utanmazca ve arsızca yükselttikleri için diye de değil,
akıllarına gelen
ve o kuş kadar bile olmayan beyinlerini
kendi karanlık gelecek projeleri doğrultusunda çalıştırdıklarını zannedip
her şeyi ahlaksızca ve onursuzca kullanmaktan çekinmedikleri için hele hiç değil…
Benim doğup büyüdüğüm Eşrefpaşa’da
hemen herkesin ölünceye kadar gölgesine ve erkek saflığına demir attığı
“Hayatta İki Dakika –Delikanlı- Ol”mak eylemini
doğumlarıyla ölümleri arasında katedecekleri süreçte
bir kere bile olsun “koyamayacakları”
bakışlarıyla adımlarından belli olanların “donlarını”,
gül ağacına asma çabasına
küçücük bir katkı vermiş olmak için edildi onca kelam.
Ve bu kelamlar bitmeyecek hiç kuşkusuz…
Benim bildiğim, “Samanlıkta Basılan Düriye”ydi şimdiye kadar…
Düriye yaşlandı ve yoruldu.
Samanlık da artık pek kalmadı…
Hani diyorum ki, bu sefer,
bir referandum sandığı üzerinde…
Düriye yerine bunlara…
Ya da ne bileyim…
Yani demem o ki…
Erdal Eren kim, siz kim…
Biliyorum, alçak olmak bedava ama
“delikanlı” olmak da parayla değil…
Anneannem kadar bile olmadığınız kesin…
Ama ne olur gelin ve…
“Hayatta
İki
Dakikacık
Olsun
Delikanlı
Olun
Yahu,
Delikanlı!...”
Yapabilir misiniz?
“HAYIR!”
Çünkü siz hep
mecliste,
bakanlık odalarında,
başbakanlık konutunda,
cumhurbaşkanlığı köşkünde
“Basılan” “Düriye’siniz!...”
Söyleyin çocuklarınıza,
Gemiciklerinin “kıçına”,
“Babam sağ olsun” diye yazıp,
Bir Amerikan bayrağı yapıştırsınlar…
Babaları kim, belli olsun…!!!
Yakışır "çürük raporlu"lara...!!!

 

iletisim@PolitikaDergisi.com

Yorumlar

Müthiş bir yazı...

Ağustos 27, 2010 Gönderen: Ümit MİNEL, 1 yıl 23 hafta önce
Yorum No:3769

Müthiş bir yazı... Emeğinize, yüreğinize sağlık...

hadd-i şahane

Ağustos 27, 2010 Gönderen: Sevda EĞER, 1 yıl 23 hafta önce
Yorum No:3772

Yakışır
bu üçkağıtçılara, simsarlara, kalpazanlara
hem bunlara kanıp kulaklarını gerçeğe tıkayanlara.
Çalıştırılıp, ezberletilmiş tekmil halde
kavaldan dökülecek nameleri bekleyenlere...

ve yaraşır
Kendi gölgesinden korkan uşaklık düşkünlerine
hem bunlara el pençe divan kesilenlere.
Ağlayıp tıksırıp el uzatanlar, bir devrim ateşine
Yanmaya kalkanlar onlar gibi,hey
Sivrisinekden Pervane olmaz, söylemediler mi sizlere...

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
Doğrulama
Sitemizin Güvenliği için Lütfen Aşağıdaki İki Kelimeyi Aralarında Bir Boşluk Bırakarak Yazın (Reklam Mesajlarını ve/veya Sahte Kullanıcıları Engellemek içindir). Sitemize üye olan takipçiler Captcha uygulamasından muaftır.

Kullanıcı Girişi

Tüm politika kitabı fırsatları için tıklayın !

Facebook Sayfamız

Anket

Türkiye'nin Mevcut Dış Politika Anlayışını Beğeniyor musunuz?:

Önemli Uyarı

   Politika Dergisi İnternet Sitesi en iyi aşağıdaki tarayıcılarda çalışır. Belirtilen link üzerine gelip lütfen tarayıcılardan birisini indiriniz ve bu tarayıcı ile sitemizi ziyaret ediniz:

Yazını Yaz, Yazar Ol!

Dergimizde sizin de yazılarınız yayınlanacak.

Detaylar için Tıklayın.

Okur Temsilcisi

Okur Temsilcimize Ulaşmak için

Tıklayın.

En Son İçerikler

Politik Kütüphane için kaynak önerilerinizi bağlantı adresi ile birlikte Kutuphane@PolitikaDergisi.com adresine e-posta göndererek belirtebilirsiniz.

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes