İçeriklere Git

Sermaye bugün hangi tarafta?

Mart 9, 2010 Gönderen: Alphan TELEK

Yazıcı-dostu sürümSayfayı gönder..

 

Dünyanın her yerinde ağır sonuçlara ulaşan ekonomik krizin ardından Türkiye bundan payını almak ile birlikte yaşadığı iç iktidar mücadeleleriyle de halkını canından bezdirmiştir. İç iktidar savaşının dışsal bir yanı olduğunu ve ikisini birlikte değerlendirmemiz gerektiğini daha önceki yazımda belirtmiştim; ancak bu noktada iktidar savaşının taraflarını sorgulamak gerekir. En kaba şekilde, iki tarafın devletin resmi organları arasında ortaya çıktığını biliyoruz. Yüksek komutanlık ve yüksek yargının bir tarafında yer aldığı mücadelenin diğer tarafında hükümet yer almaktadır. Biraz daha kategorize etmeyi denediğimizde, hükümetin Nur cemaati ve Nakşibendî tarikatıyla olan iç içeliğinden dolayı cemaat ve tarikatların iktidar savaşında hükümet kanadı için önemli bir cephe oluşturduklarını görüyoruz. Gelelim burada bizi ilgilendiren asıl meseleye.

Türkiye sermayesi hangi tarafta?

 

 


Aslında bu soruya Türkiye sermayesi olarak dahi bakmamak gerekebilir en nihayetinde günümüz dünyasının emperyalist bir düzen altında kendini sürdürmesi sonucu farklı ulusların burjuva sınıfları arasındaki bağlar, biri diğerini birbirine bağımlı kılmıştır. Emperyalizmde hiyerarşi var mıdır? Sorulması gerekir; ancak bu yazının konusu dışındadır. Bugüne kadar Türkiye’de yapılan darbelerin hemen hepsinde ordu, Türkiye sermayesinin (Bundan itibaren burjuva sınıf diyeceğim) onayını ve hatta 12 Eylül darbesinde olduğu gibi desteğini ve teşvikini gördü. Ordu ve burjuva sınıfın iç içeliği tarihsel sürekliliğin Türkiye üzerinde dayattığı ve insanlarımızın bir türlü göremediği sınıfsal ve iktisadi bakış eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bunu görebilenler ise ne yazık ki darbelerde sindirilmiş ve yıldırılmıştır.

Bugün sermaye sınıfının hangi tarafta yer aldığını görebilmek için tarihte bakmak gerekiyor. Çünkü tarih süreklilik gösterir, biz de tarihte burjuva sınıfının sürekliliğini arayacağız. Kısaca ele almak gerekirse 15.yy’dan 18.yy’a kadar sermaye birikimini gerçekleştiren burjuva sınıfı 1789 ile geçmiş yönetimleri devirip, yeni yönetimde aristokratların ve soyluların yerini alabileceğini göstermiştir.

19.yüzyıl burjuva sınıfının devrimleriyle geçmiştir. 19.yy’da imparatorluklar tüm dünyayı kaplıyorken, 20.yy’ın başında önemli imparatorluklar yıkılmış ve pek çok ulus devlet doğmuştur. İmparatorlukların yıkılıp yerlerine ulus devletlerin geçmesinin iktisadi ve sınıfsal nedeni, diğer nedenler üzerinde bir itme gücü yani motor olmuştur.
İmparatorluklar da gevşek olan sistem ve monarşik yapı burjuva sınıfının dolaşımını tehlike altına sokuyordu fakat ulus devletlerin sınırları ve karar mekanizmaları bizzat devrimleri yapacak olan burjuva sınıf vasıtasıyla oluşturulacağı için karar mekanizmaları ve sınırlar sermaye için daha hızlı ve kati işleyecekti. Ulus devletler ile meşruiyetini ve sermayesini pekiştiren burjuva sınıfı, yönetimde doğrudan bulunuyordu.

Hatırlayınız, Marx altyapı ve üstyapı tezini kurmuştur. İktisadi ağları oluşturan altyapıya sahip olanlar ve bu bağları kullananlar üst yapı organlarını ellerinde bulundururlar. Yargı, yürütme gibi. Burjuva sınıfı dünyanın her yerinde ekonomik bağlarını ve zenginliklerini geliştirmek için üst yapı organlarını yani devleti kullandı. Darbeler halkın zararına da olsa, aydınlar katledilse de burjuva sınıfı zenginliğini koruyacak ve büyütecek darbelerde bizzat rol aldı ve kazanan taraf oldu.

Burjuva tarihinin kısa özetini verdikten sonra bugün ne yaptıklarına bakalım. Karar mekanizmalarını zenginliklerinin artması yönünde düzenleyen burjuva sınıfı, bugün karar mekanizmalarını yani ulus devletleri yıpratma ve yıkma üzerine planlar yapmaktadır. Globalleşme denen olgu, sermayenin zenginliğini artırmak için daha fazla pazar yaratma isteği ve sonuçlarını yaşamamızdan başka bir şey değildir. Dün yarattıkları ulus devletlerin sınırları, onlar için bugün büyük bir sorundur. Bunu ilk etapta yıkamayacaklarına göre öncelikle yıpratmayı tercih etmişlerdir.

Evrensel kavramlarla burjuva sınıfı budur ve bu anlayışa göre kendini yenilemektedir. Bugünün Türkiye sermayesine baktığınızda da göreceğiniz aynısıdır.
TÜSİAD, bugün ulus devletin karar mekanizmalarının yıpratılmasından yanadır, bu yüzden özellikle Ümit Boyner’in seçilmesi ve yaptığı açıklamalarla Türkiye’de neyin değiştiğini göstermektedir:

Günümüzde yaşanan hukuk skandallarını bir normalleşme olarak görüyorlarmış, darbecilerin yargılanmasını destekliyorlarmış…

Yukarıda belirttiğim gibi TÜSİAD’ın vücudu sadece Türkiye’de değildir hele ki bugünün doymak bilmeyen sermaye dünyasında hiçte değil. Sınırların yıpratılması kısa vade de olsa uzun vade de olsa onların zenginliklerini katlayacaktır.

Biz küçülürsek burjuva sınıfı ne yapar demeyin. Krizlerden, savaşlardan ve sınırların bozulmasından hep onlar yararlanmıştır ve yine yararlanmaları ihtimali en büyük izlenimdir.

Umudu yalnızca halkın içinde aramalıyız, yazımda anlatmak istediğim de budur. Burjuva sınıfının tekelleşmesiyle devlet de tekelleşmiştir. Birlikte hareket etmektedirler. Gidilen yol halkın zararına, halk içindeki odaklarında iktidar savaşında bir taraf olarak yer alması cephenin büyümesini burjuva sınıfının yenilmesini sağlayabilir, yalnızca. Bu yüzden halkımıza karşı güvenimizi taze tutmalıyız.
 
iletisim@politikadergisi.com

 

Yorumlar

Dünya burjuva tarihi

Mart 14, 2010 Gönderen: Fatih Köroğlu (doğrulanmadı), 1 yıl 47 hafta önce
Yorum No:1987

Dünya burjuva tarihi bilgilendirmesi için teşekkürler. Fakat bu kısa yazıda her şeyi anlatmanızı sizden beklemiyordum. Bu yüzden sorum olacaktı. Türkiye'de burjuva TÜSİAD'dan ibaret midir? AKP kendi burjuvazisini üretiyor olamaz mı? Yani ben AKP'nin yerinde olsam TÜSİAD'a fazla güvenmezdim. Aynısını TÜSİAD'da düşünüyordur eminim.
Çok özel bir soru da Hüsnü Özyeğin hiç dikkatinizi çekti mi? Hiç aileden gelen bir zenginliği olmadığı halde çok kısa sürede Türkiye'nin ilk 10 zengini arasına girdi. Sanırım TÜSİAD'a üye değil kendisi. Yanlışsam düzeltin.

Sorunuzun cevap olduğu

Mart 15, 2010 Gönderen: Alphan TELEK, 1 yıl 47 hafta önce
Yorum No:1999

Sorunuzun cevap olduğu noktatadayız.AKP anadolulu iş adamları başta olmak üzere pek çok yandaşına sermaye birikimi sağladı.bir anadolu burjuva sınıfının oluştuğundan kuşku duymuyorum ama bunu tüsiadın yerine mi düşünüyorlar sorusu havada kalır.tüsiad ile işbirliği içerisindeler böyle bir şey mümkün değil.Hüsnü Özyeğine gelince şunu söylemekte yarar görüyorum.Bilimin düşmanı örneklerdir.Tekil olaylardır.Ben bu yazımda tarihsel materyalizmi ve sınıfsal bakışı yansıttım bu bilimin kendisidir.Hüsnü özyeğinin tüsiad da olup olmadığını bende bilmiyorum ancak burada ki mesele burjuva ya da tekeller arası bir mücadeleden kaynaklanır.hüsnü mehmet ahmet ali veli pek fark etmiyor.umarım doyurucu bir cevap olmuştur...yorumlarınız için teşekkürler.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
Doğrulama
Sitemizin Güvenliği için Lütfen Aşağıdaki İki Kelimeyi Aralarında Bir Boşluk Bırakarak Yazın (Reklam Mesajlarını ve/veya Sahte Kullanıcıları Engellemek içindir). Sitemize üye olan takipçiler Captcha uygulamasından muaftır.

Kullanıcı Girişi

Tüm politika kitabı fırsatları için tıklayın !

Facebook Sayfamız

Anket

Türkiye'nin Mevcut Dış Politika Anlayışını Beğeniyor musunuz?:

Alphan TELEK Makaleleri

Önemli Uyarı

   Politika Dergisi İnternet Sitesi en iyi aşağıdaki tarayıcılarda çalışır. Belirtilen link üzerine gelip lütfen tarayıcılardan birisini indiriniz ve bu tarayıcı ile sitemizi ziyaret ediniz:

Yazını Yaz, Yazar Ol!

Dergimizde sizin de yazılarınız yayınlanacak.

Detaylar için Tıklayın.

Okur Temsilcisi

Okur Temsilcimize Ulaşmak için

Tıklayın.

En Son İçerikler

Politik Kütüphane için kaynak önerilerinizi bağlantı adresi ile birlikte Kutuphane@PolitikaDergisi.com adresine e-posta göndererek belirtebilirsiniz.

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes