Osmanlı'dan Günümüze Encümen-i Daniş

Yazıcı-dostu sürümSend by emailPDF
Yazar: 
Murat KUTLUOL

Son yıllarda ismi sıkça basından duyulan, toplantıları gündem oluşturan “Encümen-i Daniş” diğer adıyla Danışma Kurulu’nun ne olduğunu bilenler kadar bilmeyenler hatta ilk defa duyanlar bile vardır. Bende bunu düşünerek küçük bir araştırma yaptım. Bu araştırmamı sizlerle paylaşmak istiyorum.<?xml:namespace prefix = o />

Tarih sayfalarına baktığımızda, Encümen-i Daniş hakkında, Meclis-i Maarif, adına Ahmet Cevdet paşa tarafından hazırlanan ve “Encümen-i Dâniş” in kurulma sebebini anlatan yazı 26 Mayıs 1851’de Sultan Abdülmecid’e sunulduğunu anlatır. O dönemde Encümen-i Dâniş’in amacı şu idi; ilmî ve teknik eserleri telif ve tercüme ederek, Dârülfünûn’da izlenecek ders kitapları hazırlamaktı. 18 Temmuz 1851’de Abdülmecid’in yayınladığı İrade-i Seniye ile Encümen-i Dâniş büyük bir tören yapılarak açılmıştı.

Osmanlı döneminde Encümen-i Dâniş’in iç ve dış olmak üzere iki çeşit üyesi vardı. İç üyelerin sayısı 40 kişiydi. Bunların bir ilim dalında uzman olması, bir yabancı dil bilmesi; yani telif ve tercüme yapacak nitelikte olması şarttı. Dış üyelerin Osmanlıca bilmesi şart değildi. Hangi dilde olursa olsun encümene bir konuda bilgi verecek uzmanlık üye olmak için yeterli idi. Bunların üye sayısı da 30 olarak belirlenmişti. Bu kuruluşun başkanlığına Şerif Mehmet getir ildi. Encümen ilk olarak bir sözlük ve bir Osmanlıca gramer hazırladı. Tarih yazımını ise Ahmet Cevdet Paşa üstlenerek, Kaynarca Antlaşması’ ndan başlayıp, 1774’ten 1824’e kadar olan ilk 3 ciltlik bölümü 1854’te bitirerek Sultan Abdülmecid’e sundu. Encümen-i Dâniş, devlet yıllıklarını da 1862’ye kadar hazırlamıştı.

Günümüzde ise bu kurulun yapısına bakacak olursak, açıklanan resmi üye sayısı toplam kırk kişi. Bu üyeler arasında eski genelkurmay başkanları, eski başbakan, yine eski meclis başkanı, bazı eski kuvvet komutanları ve orgeneraller, eski dışişleri bakanları, bazı eski bakanlar, politikacılar ve emekli büyükelçiler bulunuyor.
İşte bu, devlet kademesinde önemli görevlerde bulunmuş asker, politikacı ve diplomat olan kırk kişinin bir araya geldiği topluluğa Encümen-i Daniş, yani Danışma Kurulu adı verilmektedir. Kendilerini büyük Devlet Jürisi olarak adlandıran bu kulübün üyeleri, on beş günde bir İstanbul'da, Moda Deniz Kulübü'nde bir araya gelmekte ve ülke sorunlarını tartıştıklarını belirtmektedirler.

Bu kulübün Üyelerinin isimlerine gelince, sizlere fikir vermesi anlamında birkaç örnek isim yazacağım; böylece bu kurulun ne amaç için toplandığını daha ben sizlere anlatmadan sizlerin daha iyi anlayacağına eminim.

Encümen-i Daniş’in üyeleri arasında, eski genelkurmay başkanları Necdet Üruğ, İsmail Hakkı Karadayı, ve Hüseyin Kıvrıkoğlu bulunuyor. Yine 12 Eylül 1980’den sonra başbakan olan Bülent Ulusu, Turgut Özal döneminin Meclis Başkanı Necmettin Karaduman ve eski dışişleri bakanlarından Emre Gönensay ve İlter Türkmen’de bu kurulun üyeleri arasında. Emekli orgenerallerden Atilla Ateş, Ahmet Çörekçi, Necdet Öztorun, İbrahim Şenocak, eski bakanlardan Fethi Çelikbaş, Cahit Aral, Mustafa Aysan, Safa Reisoğlu, yine üyeleri arasında, emekli büyükelçilerden Oğuz Gökmen, Fahir Alaçam, Oktay İşcen bulunmaktadır.

Bu Danışma Kurulunu birçok kesim farklı statülerde yorumluyor. Kimi görüşlere göre, Encümen-i Daniş kulübü, devlete rota çizmeye çalışan gizli bir güç odağı, bir başka görüş olarak, hükümetlere yön vermek isteyen bir teşekkül, iyimser bir gurup ise, yalnızca emektar eski devlet görevlilerinden oluşan normal bir sohbet grubu olarak yorumlamakta.
Toplantılarının neticesini ve çıkan sonuçları, devlet kademesine iletme geleneği yani, cumhurbaşkanına, başbakanlara, zaman zaman da genelkurmay başkanlarına, Yüksek Askeri Şûra üyelerine ve Meclis başkanlarına 1950 yılları Demokrat Parti dönemine kadar uzanır. Mesela o tarihlerde bir örnek verecek olursak, Adnan Menderes'in başbakanlığı döneminde Milliyetçiler Derneğinin kapatılmasında Encümen-i Daniş grubunun bir uyarı mektubunun çok etkisi olduğu anlatılır.

Bu danışma grubunun faaliyetleri özellikle, 1995 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Başbakanı Tansu Çiller'e gönderdiği bir mektupla kamuoyuna yansımıştı.
Kurul üyeleri o mektupta, Uzun zamandan beri açıkça ve pervasızca, anayasaya dayalı demokratik ve laik düzenimizi kökten tahrip etmeyi ve yerine şeriata dayalı devlet düzenini zorla uygulamayı amaçlayan beyan, eylem ve davranışlara girildiği görülmektedir denmektedir. Mektubun devamında, Türkiye'yi temelinden yıkmak, ülkeyi ve milleti bölmek isteyen sorumsuz kurum ve kişilere karşı şu yasal, idari ve yargıya yönelik ciddi tedbirlerin alınmasını öneririz denmekteydi. Umarım bu cümleler sizlerin hafızasında o tarihteki olanların bir kez daha canlandırmıştır.

Ayrıca mektubun öneri kısmında ise, burasını okuyunca daha da şaşıracağınıza eminim. Öneri kısmında, Cumhurbaşkanı ve Başbakana hitaben; Cumhuriyetin temel nitelikleri ve laikliğin korunması, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun tavizsiz uygulanması, Kur'an Kursları ve İmam Hatip liselerinin sayılarının azaltılarak sıkı denetime alınması, bu amaçlarla çağdaş ve laik her türlü önlemin alınmasını tavsiye! etmişlerdi.

Encümen-i Daniş üyelerinden Dışişleri eski Bakanı İlter Türkmen, Şu ana kadar Başbakan Tayyip Erdoğan’a hiç mektup gönderildi mi? sorusuna, Hayır cevabını veriyordu.
Ayrıca bu Danışma Kurulu’nun bugünkü başkanı Necmettin Karaduman, AKP"nin kapatılma davası ile ilgili şunları söylüyordu; "Başsavcıya yönelik eleştirileri ağır buluyorum. Ama kapatma davası açıldı diye, ille o partinin kapatılacağı ahkamı kesmek doğru değil! Kanaatim, Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatmaz ve kapatmaması da uygundur! Lakin Başbakan'a değil ama partinin bazı önde gelen siyasetçilerine siyaset yasağı uygulanabilir." İşte buyurun, söylemler ve yakın tarihimiz ortada.
Osmanlı'nın Encümen-i Dâniş'i tarih, edebiyat, sanat, bilim üstüne bir “İlimler Akademisi” diye kurulmuş ve o tarzda eserler yazılmıştı.

Ama şimdiki Danışma Kuruluna nam-ı diğer Encümen-i Daniş’e bakın, edindikleri tecrübelerle kitap hazırlamak, siyaset yapmak, makale yazmak, sivil toplum örgütünde çalışmak yerine, kendilerini herkesin, her kurumun üstünde, devletin sahibi, milletin efendisi, ahalinin ağası sayıp tepeden bakarak akıl vererek, uyarı yapıyorlar, acaba gerçeği hangisi?

iletisim@politikadergisi.com

 

Yorumlar

Murat Kutluol'un muhteşem

Murat Kutluol'un muhteşem dönüşünü kutluoyorum. Gerçekten güzel bir makale olmuş. Ellerine sağlık. Yeni yazınılarını bekliyoruz bizleri fazla merakta bırakma. Tebrikler, Teşekkürler.

tebrikler

tebrikler

Ne yazı ki Encümen-i daniş,

Ne yazı ki Encümen-i daniş, son kullanma tarihleri geçmiş asker, politikacı ve kendisiniz ne olduğunu kendisi bile bilmeyen bir kaç tahammülsüzden oluşuyor .ne iş yapıyorlar derseniz bunu kendileride bilmiyor ama gündeme geldikleri için mutlular. başka tesellileride olamaz.politika dergisinde aydınlatıcı yazılara hasret kalmıştık tebrikler.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
Doğrulama
Dikkat: Sitemize üye olan takipçiler "Doğrulama" uygulamasından muaftır.