İçerik Başlığı Sorgulama

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin. Tek kelime kullanmanız önerilir.

Size Bir Çağrımız Var: Nerede Kalmıştık?

2007 yılında, memlekette demokrasiyi hem niceliksel hem niteliksel açıdan daha “katılımcı” bir yola taşımaya “niyet ettiğimizde”, Uludağ Üniversiteli birkaç gencin açtığı bir blogduk topu topu.

Boyumuzdan büyük laflar etmekten hiç geri durmadık; çünkü bize göre “genç” bu demekti.

Omurgamızı her zaman korumaya özen gösterdik; ancak bir o kadar da düşünce özgürlüğünden yana tavır aldık.

Bizim farkımız, yanılmaktan ve yenilmekten korkmadan yürüyebilmekte saklıydı. Birçok arkadaşımız kitap yazdı, birçoğu aktif siyasette önemli görevler üstlendi. En önemlisi de dünyayı hangi açıdan seyredersek seyredelim, umudumuzu hep taşımamız oldu.

Sözü fazla uzatmadan sadede gelelim.

Fırat Çakıroğlu

Yazar: 
Emine SONSUZ
Yazının Yazıldığı Tarih: 
21 Şubat 2015

Tarih : FIRAT ÇAKIROĞLU

Günlerden 20 şubat 2015 cuması..

Olay yeri;   Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi önü.

Olay ;

1991 Doğumlu , FIRAT ÇAKIROĞLU isminde genç   öldürüldü.

Mezuniyetine 3 ay kala …

Atar damarına vurdular hançeri.

Onu öldürdüler.

İç Güvenlik Yasası İle Ne Yapılmak İsteniyor?

Yazar: 
Meçhulyolcu
Yazının Yazıldığı Tarih: 
20. 02. 2015

Kuşkusuz, hükümetin ve kamuoyunun birinci gündem maddesi çözüm sürecidir. Hükümet, 13 yıl boyunca terör örgütü PKK ile Oslo’da, Kandil’de ve İmralı’da görüşmeler yapmaktadır. Bu merkezlerden gelen talepler doğrultusunda Büyük Türk Milleti’ne yeni yasalar yapmaktadır. BDP’nin, Bebek Katili Öcalan’ın ve Kandil Dağı’ndaki canavar Murat Karayılan’ın ifadelerine göre hükümet kendilerine bir takım sözler vermiştir ve şimdi bu sözlerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde milyonlarca Kürt ayağa kalkacak ve büyük bir iç savaş başlayacaktır. Hükümetin PKK’ya verdiği sözler arasında ‘Özerk Kürdistan’ ve Bebek Katili Öcalan’ın salıverilmesi bulunmaktadır. Hükümetin PKK’ya verdiği bu sözler, yandaş basın ve medya organlarınca yıllarca Türk Milleti’nden saklanmış; hatta hükümet, bu görüşmeyi yapanları da yaptı diyenleri de ‘alçaklıkla’ suçlamıştır. Ancak gerçekler asla gizli kalmayı sevmediğinden, Oslo görüşmeleri hiç umulmadık bir anda ortalığa saçılmış ve hükümet büyük bir şok yaşamıştır. Bu şoku üzerinden atmayı başaran hükümet; artık terör örgütü ve lideriyle görüştüklerini rahatlıkla söylemeye başlamıştır. İmralı, adeta yolgeçen hanına dönmüş; oradan gelen teklifler hükümetin önüne konmuş ve gereğinin yapılması talep edilmiştir ve halen bu durum devam etmektedir. Hükümet yetkilileri ise; gayet pişkin bir eda ile inisiyatifin kendilerinde olduğunu iddia etmektedir. Bu pişkinliğe Türk Milleti olarak artık gülmeye başladık. Nihayet Türk Milleti anladı ki; inisiyatif hükümete değil, Bebek Katili Öcalan’a geçmiştir.

Uluslararası İlişkiler Literatüründe Savaşın, Yerini Barışa Bırakması Mümkün Mü?

Yazar: 
Merve Gülçin GÜLEÇ
Yazının Yazıldığı Tarih: 
7.01.2015

Özet

   Bu makale savaş teorileri ile ilgili olarak, Immanuel Kant ve Rousseau'nun devletler arası barış ve savaş üzerine görüşleri konusunda bir karşılaştırma yapmayı amaçlamaktadır. Makalenin başlangıcında Van Clausewitz'ın savaş kavramının tanımı yer alacak ve sonrasında "Uluslararası ilişkiler literatüründe savaşın, yerini barışa bırakması mümkün mü?" sorusuna yanıt aranacaktır. Devletler arası barış sorununa doğrudan doğruya eğilen en önemli düşünür Kant'tır. Ebedi barış kavramı, Kant ile literatüre girmiştir. Devletler arası iletişim, bağımlılık ve rekabetin savaşlara neden olduğunu öne süren Rousseau ve rekabetin çatışmaya yol açmayacağını, aksine barış ve uyumu gerçekleştireceği görüşünü savunan Kant, devletlar arası ilişkiler konusunda iki uç düşünür olarak karşımıza çıkar. 

Türk'ün Türkçe ile İmtihanı

Yazar: 
Emine SONSUZ

Çok Sayın Cumhurbaşkanımız, anlaşıldığı üzere yine halk olarak çok da anlam veremediğimiz büyük işlerin başında.

Bir zaman geldi;

Bu millet dinini; özgürce utanmadan yaşasın dendi.

Zahir evvelden Müslümanlar korkak ve utanmaz olarak adlandırılıyordu.

Zorunlu din dersi getirildi.

Müslüman gençler yetiştirilmeye başlandı!

Millet olarak anladık, anlamaya çalıştık.

Sonra ‘gençler arşivler okunacak, tapular çözülecek, Osmanlıca öğrenilecek dendi.

Liselerde zorunlu "Osmanlıca" dersi koymaya karar verildi.

Türk Dünyası Medya Formu (2/2)

Referans İçerik: 
Türk Dünyası Medya Formu (1/2)

Başbakanlıkta katıldığım toplantıda, konunun çok ciddi ve Türk dünyasına katkılarda bulunacak bir düşünce olması nedeni ile Başbakanlığın bu kuruluşun hayata geçmesi için tüm desteği vereceği belirtilerek, çalışma ve temaslarıma devam etmem istendi. Artık her şey yavaş yavaş yoluna girmeye başlamıştı.....

Bu toplantının birkaç hafta sonra beni Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünden arayarak görüşmeye çağırdılar. Görüşmemiz Sayın Genel Müdür ve ekibi ile oldu. Kendilerine gerekli evrak ve çalışmaları sundum. Konuyu değerlendireceklerini ve çalışmalar bitince beni arayacaklarını belirtmeleri üzerine toplantı son buldu.

Kısa bir müddet sonra çalışmalarını tamamladıklarını ve 2010 yılının Ekim ayında “Türk Dünyası Gazeteciler Birliğini”nin kuruluş toplantısını yapacaklarını bana bildirdiler. T.C. Dış İşleri Bakanlığı ile yaptığım görüşmelerde de kuruluşun şekli ile ismi de yavaş yavaş belirginleşmeye başladı. Politik endişelerden dolayı “Türk Dünyası” tanımı çıktı yerine “Türk Dili” tanımı girdi, “Birlik” kelimesi çıktı, yerine “Forum” kelimesi girdi ve ilk kurucular toplantısı Ekim 2010 yerine 21 Aralık 2010 tarihinde Ankara’da Rixos Otel’de “Türk Dili Konuşan Ülkeler Medya Forumu” adı altında yapıldı.

Türk Dünyası Medya Formu (1/2)

Bugün dördüncüsünü gerçekleştirdiğimiz Türk Dili Konuşan Ülkeler ve Topluluklar Medya Forumunun kurulması fikri 2008 yılında oluşmaya başlamış, kuruluş çalışmaları da 2007 yılında başlamıştır.

2007 yılında, özelikle benim fiilen içinde var olduğum ve gözlemlediğim siyasi bir olayın farklı bir yorumla ve kendi işlerine geldiği şekilde batı dünyasında etkili olan bir haber ajansı tarafından dünya medyasına servis edilmesi, bende bu olayı doğru olduğu şekliyle nasıl Türk dünyası kamuoyuna duyurabilirim soru işaretinin oluşmasına neden olmuştur.

2007 yılında Yalova Folklor Eğitim Merkezi’nin Yalova'da düzenlediği 1. Türk Dünyası Gazeteciler Buluşmasına Batı Trakya, Azerbaycan, Afganistan, Irak, Suriye, Kazakistan, Kırgızistan, Yakutistan, Gagauzya ve Çuvaşistan’dan gazeteci arkadaşlar da katılmışlardı.

AKP İktidarı İçin Zor Günler Başlıyor!

Bu yılın sıcak Ağustos ayında Cumhurbaşkanı seçildikten sonra RT Erdoğan, anayasamıza aykırı olarak fiili “Yarı Başkanlık” sistemini uygulamaya çalışıyor; aslında anayasal suç işliyor. Öte yandan ülkede işler Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eski ekibi için artık istenildiği gibi yürümüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarı için artık zor bir dönemin başladığını söyleyebiliriz. AKP için bu dönemin belli başlı sıkıntıları olarak ta şunları sıralayabiliriz:

  • RT Erdoğan’ın anayasaca meşru olmayan bir zeminde “Yarı Başkanlık” sistemini uygulamaya çalışması,
  • PKK ile AKP arasındaki “Çözüm” sürecinin içerdiği riskler,
  • “Ak Saray” tartışmasının yarattığı huzursuzluk,
  • AKP seçmeninin A. Davudoğlu’nu bir türlü lider olarak benimseyememesi,
  • Ekonominin giderek teklemeye başlaması, işsizliğin artması vs. gibi.

Dersim Olaylarının Sonucuna Bir de Böyle Bakın

Yazar: 
Gökhan Cebeci

Bir önceki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet adına özür dilemesi ile başlayan ‘Dersim’ tartışmaları, Sezgin Tanrıkulu’nun, partisi (CHP) adına bu özüre katılması ile olanca hızıyla devam ediyor.

Mevcut Başbakan Davutoğlu da 1937-38 yıllarında bölgede yaşananlar için Kerbela benzetmesi ile vites yükseltmiş durumda.

Televizyon ekranları ve gazete sayfalarında yazan, çizen, konuşan sözüm ona aydın-akademisyen-gazeteci tayfası ise zaten bu tartışmalarda aldıkları görevi çok öncesinden yerine getirmeye başladılar. Suçluyorlar, iftira atıyorlar ve apaçık yalan söylüyorlar. Hem de hiç utanmadan…

Türk Malları Kasten İstimlak Ediliyor

Kıbrıs Rum Yönetimi, Güney Kıbrıs'ta kalan Türk mallarını yok etmenin yolunu buldu.

İstimlak adı altında tüm Türk malları tek tek millileştiriliyor ve tapuları Rum Yönetiminin adına geçiriliyor.

1905-1931 yılları arasında başka bir yöntemle, adına evrakta sahtecilik de denilen bir uygulama ile Kıbrıs adasındaki Türklere ait malların büyük bir kısmını kendi adlarına kaydetmişlerdi.

Şimdi alenen sahtecilik yapmıyorlar ama nerede bir Türk malı varsa yasalara uygun bir şekilde istimlak edip üzerine halka açık tesisler kurarak sahipleniyorlar.

Larnaka'dan Dikelya'ya doğru giderken sağ tarafta, yol ile deniz arasında kalan yakıt depolama tesislerini, şehir artık oralara kadar uzayıp genişlediğinden, 2001 yılında bulundukları yerden kaldırmak, başka bir yere kurmak ve bölgeyi temizleyip rehabilite ederek ilgili belediyeye devretme kararı almışlardı.

İçeriği paylaş