İç Siyasa
Memlekette, ciddi manada siyasi iradeye alternatif olacak, güçlü ve etkili bir muhalefete ihtiyaç vardır. Ama, zahirde vaziyeti kurtaran bir muhalefete değil; iktidara yürüyecek bir muhalefete, yoksa, ülkemiz, 2023 yolculuğunu Adalet ve Kalkınma Partisi ile yapmak zorunda ve durumunda bırakılır. Ha, millet bundan rahatsız olur mu? O da ayrı bir mesele...
Birçok paradigmanın ortasına sıkıştırılan Türkiye’de, tarih geçmişten ders almak yerine geçmişe ders vermek şeklinde devam ediyor.
Siyaseten birçok kavramı tartışmaya açabiliriz. Nitekim bu satırların yazarı demokrasi diye bir kavramın önüne ardına bir sözcük konmasını hiçbir zaman doğru bulmadı.
Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkiler tarih boyunca asla ümit verici olmamıştır. Soğuk Savaş yıllarında Suriye Türkiye'yi ABD’nin Orta Doğu’daki karakolu olarak görürken, Türkiye de Suriye’nin politikasını Sovyetler’in Orta Doğu’ya ilişkin dış politikası olarak yorumluyordu. 1980’lerde, Öcalan’ın Suriye’ye kaçmasının ardından iki ülke arasındaki ilişkiler daha da kötüleşti.
Eskiden bir Turist Ömer vardı…
Kasketi biraz yana kaykılmış silueti ile bizden birisi olan ve hayatın tüm acı cilvelerini yaşamış, kaderin tekmesini yemiş ve feleğin çemberinin içinden geçmiş olmasına rağmen eğilmemiş, bükülmemiş ve kişiliğinden bir arpa boyu ödün vermemiş sıradan bir halk insanı örneği…
Türk toplumu uzun yıllardır sistemli bir dönüştürme stratejisinin hedefi halindedir.
Yeni Anayasa çalışması ise, bu dönüştürme eyleminin hukukunu oluşturmak için gündeme getirilmiştir.
Yeni Anayasa tasarısı sanki bir Devlet sırrıdır.
Almanya’da görülen ve kesin hükme bağlanan Deniz Feneri davasının sonucunda ifade edilen bir gerçek var:
- Bu davanın esas sanıkları Türkiye’de!..
Peki, Alman mahkemesinin asıl failler olarak tespit ettiği buradaki sanıklar ne durumda?..
Yazının Yazıldığı Tarih:
29/01/2012
Türkiye'de ''aydın'' olmanın bedeli çok ağırdır.Osmanlı'dan bu yana, çok zorlu koşullarda yetişen; hatta kendi kendilerini yetiştiren az sayıdaki aydınımıza reva görülenler, ülke olarak demokrasiyi ne kadar içselleştirebildiğimizi de göstermektedir.

‘Ne mutlu Türk’üm diyene! yazısı dağa taşa yazılmasın, kaldırılsın.’
‘Andımız okunmasın.’
‘Gençliğe Hitabe okulların duvarlarından indirilsin.’
‘Anıtkabir eski Yunan tapınaklarına benziyor.’
Ağır ceza mahkemesi bir cinayet davasına bakıyor.
Yani cinayetin delillerini inceliyor, sanıkların suçluluk derecelerini tespite çalışıyor ve teknik deyimi ile “muhakeme” yapıyor, olayı sorguluyor…
Ama yetkili ve görevli ağır ceza mahkemesinin dışında ve ondan bağımsız olarak Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu [DDK] da aynı olayı soruşturuyor. Delilleri topluyor, suçu işlediği iddia edilen kişilerin sorumluluk derecelerini araştırıyor.
Günlerdir yerli otomobil konusu gündemde. Bildiğiniz gibi yerli otomobilin TOFAŞ’da üretilmesine karar verildi. TOFAŞ zaten fabrikasında ürettiği tüm modelleri neredeyse yerli üretiyordu. Sadece motorlar İtalya’dan geliyordu. Bir de tabii ki isim hakkı FİAT’a aitti. Yani anlayacağınız aslında TOFAŞ yıllardır yerli otomobil yapıyordu. Sadece motorlar ve isim hakkı dolayısıyla fabrikadan çıkan otomobillere FİAT markası veriliyordu.