Arabesk, Fazıl Say, Recep Bey...
Ağustos 28, 2010 Gönderen: Cem Osman TAMTÜRK
TBMM’nin cumhuriyeti ilan etmesindeki en büyük etken kesinlikle Mustafa Kemal Atatürk’tür. O, kararlı ve ısrarcı olmasa kimsenin cumhuriyet ilan etmeye niyeti bile yoktu. Mustafa Kemal’in cumhuriyet ilanındaki bu ısrarının nedeni, geleceğin halkların belirleyeceği demokratik yönetimlerle kurulabileceğine olan tam inancı idi. Günümüz dünyasına baktığımızda ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Milletlerin oluşturduğu ülkeler ile ümmetlerin oluşturduğu ülkeler arasındaki fark siyah ile beyaz gibi.
Beşyüz yıldır ümmet olarak yaşamaya alıştırılmış; bireysel duyguları yalan din (hurafe dini) ile sımsıkı sarılmış; padişaha, şeyhe, şıha, reise biat etmeye mecbur edilmiş; daha da kötüsü içinde mevcut çıkar ve talan düzenine taraftar birçok kişinin bulunduğu bu toplumu özgür düşünebilen, özgürce seçebilen bir toplum haline getirmek muhakkak ki en az İstiklal Savaşını kazanmak kadar zordu.
Ölümüne kadar Mustafa Kemal bu ideale ulaşmak için savaştı. Onun büyüklüğü, boyun eğme kültürüne sahip çıkarcıları, din bezirgânlarını saklanmaya sessiz kalmaya itti. Atatürk’ün ölümünden sonra hızla saklandıkları deliklerden çıkmaya, zehirlerini saçmaya başladılar.
1960 sonrası toplumu ümmetleştirmek eskiye döndürmek için yapılan çalışmaların ne kadar hızlandığını görüyoruz. Bu çalışmalardan biri de “Arabesk müzik”. İçimize yerleştirilmeye çalışılan, müzik olup olmadığı bile tartışılabilecek olan bu müziğin özünde ne var? Ağlama, yalvarma, ölüm. İşte bize kültür diye yutturulan şey bu. O dönemin Recep Beylerinin “hazmettire hazmettire” politikalarının bir ürünü de o idi. Öz olarak çalışmak yok, özgürlük yok, saygı yok. Sahip olma var, ait olma var, ağlama sızlanma var, ölüm var. Bunlar ümmet olmanın olmazsa olmaz ögeleridir. Hala laik bir yönetime sahip TRT, arabeski kapısından bile sokmamış, buna rağmen bu sözde müzik kültürü hızla yayılmıştır. Hangi desteklerin, hangi paraların, hangi kişilerin çabaları ile olduğu ortadadır.
Bu çabaların bizi nereye getirdiğini görmek için Recep Beyin söylemlerine bakmak yeterlidir. Kendi çocuğumuza bile “benim” derken, (Allah onu sadece benim kanalım ile dünyaya yolladı, nereden benim oluyor?) diye kendimizi azarlarken, Recep Beyin “benim bakanlar kurulum”, “benim partim”, benzeri sözlerle herkesi kendine ait bir ümmet gördüğüne şahit oluyoruz. Sigara ve içki konusunda getirdiği yasaklarda da aynı zihniyet söz konusudur. Yapılan uygulamalara bakıldığında halk sağlığının çok da umurlarında olduğu söylenemez. Ne düşünüyorsa o yapılacaktır. Kabul etmek istemeyenler Silivri’ye. “Seni sevmeyen ölsün, ölsün” şarkısı ile ne kadar örtüşüyor.
Bu hastalıklı yaşam biçimi günlük hayatımızı da esir almış (Sevdiği kız kendine yüz vermedi diye öldürüyor, Hâkime: ne yapayım çok sevdim diyor). İçimizdeki özgürlük duygusunu, saygıyı koparıp atan, hiç durmadan ağlayıp sızlanmamıza neden olan, sonra da birilerinin önünde baş eğen halimiz. Arabesk kültürün bizi getirip bıraktığı nokta bu. Tam da birilerinin istediği, düşlediği yer.
Fazıl Say, özellikle Klasik Batı Müziği dalında iyi bir yer edinmiş bir virtüöz. Kimsenin kendisine bir zarar veremeyeceğini düşünüyor olmalı ki, arabeske veryansın ediyor. Oysa bu çıkışı bu isyanı, bizim öz kültürümüz olan türkülerimizi seslendirenlerden duymak isterdik. Onlar arabeskçiler gibi alttan alttan desteklenmediklerinden sesleri çıkamıyor. Bu olamadığı gibi arabeskçilerin türkülerimizi de dönüştürerek yozlaştırmasına sistem destek çıkıyor.
Bütün benzer olaylar aslında Türk insanının hem kafasının çok karışık, hem de bir yol ayrımında olduğunu ve artık bir şekilde kararını vermesi gerektiğini gösteriyor. Ya birilerinin dizinin dibinde oturup el etek öpecek, onların layık görüp verdiğine şükür edeceğiz. Yani ümmet olmayı seçeceğiz ya da hür, bağımsız ama sorunlarımızla yüzleşmeyi, çalışıp onlardan kurtulmayı seçeceğiz. Yani halk olmayı seçeceğiz. Birey olmayı seçeceğiz.
Yoksa arabesk kalıp salya sümük ağlaşalım mı? Ne dersiniz?
Cem.Tamturk@PolitikaDergisi.com












Yorumlar
ARAPIN EŞEĞİ MAKBULSE , ARAP HAVASI NİYE MAKBUL OLMASIN.
Ağustos 29, 2010 Gönderen: MÜCAHİT KUBİLAY (doğrulanmadı), 1 yıl 23 hafta önce
Yorum No:3916
romen ve kasımpaşa havaları ,
kültürümüzün bir parçasıdır dedik.
amma velakin , şu arap havalarını anlayamadık.
arap hayranlığını anlayamadık.
arabın eşeği bile değerli oldu ülkemizde.
eşek mi yok sanki bizim memlekette.
dünyaca ünlü merzifon eşeğimiz var.
gel de bunu ülkemizdeki eşeklere anlat.
illaki arap eşeği olacak diyorlar.
arap havaları iyi satar diyorlar.
trt şeş kanalı yayına girmişti ya.
duyunca görünce , hepimiz şeş beş olmuştuk.
ülkemizde arap hayranlığı da var.
izlenme oranları çok yüksek tahmin ediliyor.
nerede arap havaları izlenecek.
çözümü aradılar buldular.
dokuz sekizlik bir kanal buldular.
arap havaları , arap şarkıları çalınıp izlenmesi için.
trt arap kanalı , birden yayına soktular.
benim için hava hoş
ben ağır takılıyorum.
tiridinr tiridine tiridine banıyorum.
manda yuva yapmış söğüt dalına , ana bakıyorum.
arap havalarını , tepe tepe çalsınlar oynasınlar.
anladıkları en iyi şey , dokuz sekizlik oyunlar.
işleri güçleri , göbek havaları.
oynamaya devam etsinler.
ceketler bele takaraktan.
yandan yandan , kıvırta kıvırta.
geniş geniş , çalkalayıp , kalçadan atsınlar.
birazda , omuzdan atıp tutsunlar.
yere çöküp diz çökmeli diz.
gömleğin kolunu kıvırtıp , çiti yapsınlar çiti.
____(üçbeş_köyün_tiriviri_yazarı)________DÜMBELEKÇİ_KUBİ
Yeni yorum gönder